2050 Yılında Dünya: Gelecek Teknolojiler

2050 yılında gelecek teknolojiler

2020’li yıllardayız ve teknolojinin hızla gelişmesine tanıklık ediyoruz. Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi birçok sorunumuzu kökten çözebilir. İnsanoğlu yeni yüzyıla yeni oyuncakları ile giriş yaptı. Bunun yanında bu yüzyıl insanoğlu için tehlikeli olabilecek yapay zeka gibi teknolojik gelişmelerede gebe. Yapay zeka insanoğlu için bir tehdit mi yoksa çok güçlü bir silah mı? Bunun cevabını yaşayarak göreceğiz.

Bu kadar tarihi bir dönemde yaşarken, teknolojide ki hızlı gelişmelerin etkilerini hayatlarımızda görmeye başladık. Mobil uygulamalar ile birkaç dakikada yemek siparişi verebiliyor, taksi çağırabiliyor, ucuz sayılabilecek fiyatlarla görüntülü konuşmalar yapabiliyoruz. Hayatımız ve davranışlarımız değişmeye başladı.

Bu yazıyı oluştururken ilham aldığım videoda geçen teknolojik gelişmelere gelin göz atalım;

1- OTONOM ARAÇLAR

Uzun yıllardır insanoğlunun en çok yatırım yaptığı sektörlerden biri kuşkusuz ki otomotiv sektörü. Dünyanın en güçlü markaları sıralamasında geriye düşmüş olsalarda şu an itibari ile dünyanın en güçlü 20 markası arasında 3-4 otomobil markası görmek mümkün.

Teknolojiyi otomobil sektöründe kullanmaya başladık ve otomobillerin negatif yönlerini kaldırmayı hedefliyoruz. Araçlara yerleştirilen sensörler yol durumu ile ilgili anlık birçok veriyi toplayıp işleyebiliyor. Makine öğrenmesi algoritmalarını kullanarak kendi kendine öğrenen otomobiller neredeyse hatasız şekilde yolculuk yapabilecek noktaya geldiler. Sürücüsüz araçlar hayatımıza girmeye başladılar.

Peki ya tüm sürücüsüz araçlar birbiri ile iletişim halinde olursa ne olur?

V2V (Vehicle to vehicle communication) olarak bilinen ve hala MIT’nin üzerinde çalıştığı bu teknolojik gelişme bize trafik sıkışıklığının giderilmesinden, trafik kazalarının bitirilmesine kadar birçok alanda kazanım sağlayacaktır.

Tabi tamamen sürücüsüz ve birbiri ile iletişim halinde olan bir sisteme geçiş sürecinde birçok teknolojik gelişmeye tanık oluyoruz ve olacağızda. Bunlardan bazıları;

  • 3D Baskı ile dilediğimiz tasarımda araçları üretebileceğiz
  • Vücut değerlerimizi ölçen, herhangi bir sağlık sorunu olduğunda bizi uyaran akıllı sürücü koltuklarına oturacağız
  • Gece görüş kameralarının geliştirilmesi ile daha güvenli gece yolculukları yapabileceğiz
  • Güneş panelleri ile kendi enerjisini üretebilen araçlar kullanmaya başlayacağız

Tüm bu dönüşümlerden bahsederken elektrikli araçlardan bahsetmezsek olmaz. Elektrikli Araçlar bu devrimin en büyük adımlarından biriydi ve şu anda elektrikli araçlar satın alınabilir durumda. İlerleyen yıllarda düşen maliyetlerle birlikte daha fazla kişi elektrikli araç tercih edecektir. Bunun en büyük sebeplerinden biri enerji kullanımı ve iklim değişikliği.

İnsanoğlu mevcut otomobiller ile yeryüzüne ciddi zararlar verdiğinin farkında ve buna çözüm bulunabilmesi için çalışmalar sürdürülmekteydi. Petrol ve gaz yakıtları ile çalışan mevcut araçlar artık tarihin tozlu raflarına gitmek üzereler. Teslanın elektrikli araç pazarını hızlı şekilde domine etmesi ile birlikte otomotiv sektörünün lider ülkesi konumunda ki Almanya’da bu alandaki çalışmalarına hız verdi.

Elektrikli araçların hayatımıza girmesini geciktiren şeylerin başında elektrik depolama sorunları ve şarj istasyonlarının az olması. Elektrikli otomobiller üzerinde çalışan Tesla, Bmw, Mercedes, Toyota gibi güçlü markalar bu iki sorunu çözecek girişimlerini hızlandırmış durumdalar. Özellikle Tesla Gigafactory ile lityum pil teknolojisinde ve yüksek kapasiteli pil üretiminde birkaç adım öne geçmiş durumda. Bunun yanında;

Angela Merkel 2030 yılında ülkesinde 1 Milyon şarj noktası görmek istediğini belirtti.

Sonuç olarak, gelecekte otomobiller elektrikli, sürücüsüz ve birbiri ile iletişim halinde olacak görünüyor. Hızlı, etkili ve kazaların olmadığı bir ulaşım ağına doğru hızla ilerliyoruz.

2- DRONLAR

İsikbal Göklerdedir

M.KemAL ATATÜRK

Dronların, ya da uçan cisimlerin tarihlerine baktığımızda şunu hep gözlemleriz : Üstünlük kurmak. Özellikle devletlerin diğer devletler üzerinde etkin olabilmeleri için geliştirmiş oldukları teknolojik gelişmelerin ürünlerinden biridir Dronlar.

Geldiğimiz noktada sadece askeri alanda değil hayatımızın birçok alanında etkili olmaya başlamış uçan cisimlerden bahsediyoruz. Dronlar video çekimlerinde, eğlence sektöründe kullanılmaktadırlar. Bunun yanında paket teslimatı yapabilmesi için yeni dronlar yapılmakta ve bu süreçler Amazon gibi büyük e-ticaret şirketleri tarafından denenmektedir.

Lojistik alanında çığır açabilecek drone teknoloji çok yakında hayatımıza girebilir. Şu andaki sorunumuz bu teknolojinin elimizde olmaması değil, sorun lojistik firmalarının hesapladıkları maliyetler ve bu alana yapacakları yatırım süreçleri. Yakın zamanda tüm kargo ve lojistik süreçler dronlar ile yapıldığında daha uygun olma noktasına gelecektir.

Evet dronlar uzaktan kontrol edilebilecek şekilde programlanabilirler.
Peki ya dronlara yapay zeka entegresi yaparsak neler olabilir?

Kendi kendine karar verebilen, kendi kendine öğrenebilen ve birbiri ile iletişim halinde olan dronları hayal edelim! Hayal etmemize gerek yok aslında onlar hayatımıza girmeye başladılar. Şu an birbirleri ile iletişim halinde olan ve belli görevleri yapmaları için programlanmış dronları aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Bu teknoloji insanoğluna nasıl hizmet edebilir? Kötü anlamda birçok senaryo yazılabilir ama gelin iyi tarafından bakalım ve bize nasıl yardımcı olabileceğine göz atalım

  • Arama Kurtarma Operasyonlarında Yardımcı Olabilirler
  • Çevre ve Doğa Olaylarını Gözleme Noktasında Yardımcı Olabilirler
  • Tarım Faaliyetlerinde Görev Alabilirler
  • Orman Yangınlarında Aktif Rol Alabilirler
  • Bilim Adamlarına Veri Toplama Noktasında Yardımcı Olabilirler
  • Hava ve Kasırga Tahminlerinde Yardımcı Olabilirler
  • İnşaat ve Yapı Alanında Efektif Çalışabilirler

3- HIZLI TRENLER

1804 yılında 25 ton malzeme ve 70 insanla başlayan insanoğlunun tren macerası günümüze kadar çok gelişti. İnsanoğlunun bu zamana kadarki gelişiminde büyük pay sahibi olan demiryolları dönüşüme uğrasada gelecekte yerini güçlü şekilde koruyacak gibi.

Saatte 80km hızlardan 500km ve üzeri hızlara ulaştığımız bu günlerde, bu alanda ciddi yatırımlar yapılmaktadır. Mal ve hizmetlerin dünyanın her yerine mümkün olan en kısa sürede ulaşmasını sağlamak için devletler arasında yollar ve ulaşım teknolojileri alanında işbirlikleri yapılmakta.

Manyetik Levitasyon teknolojisi ile (Maglev) geliştirilen trenler deneme sürüşlerinde saatte 603km sınırına ulaşmış bulunmakta. Japonya, Almanya, Güney Kore ve Çin’in hızlı tren teknolojilerine olan çalışmaları ve yatırımları devam etmekte. Özellikle bakım maliyetleri düşük olan bu trenlerin 2027 yılında seferlere başlaması bekleniyor.

Peki günümüz uçaklarından daha hızlı ve saatte 1200km ye ulaşabilecek bir teknolojinin olduğunu söylesem ne düşünürsünüz?

Evet Amerikalı girişimci, Spacex’in kurucusu ve Tesla Motors markasının Ceo’su olan Elon Musk’ın Hyperloop projesi test sürüşlerinde saatte 1200 km hıza ulaşmayı başardı. Bu teknolojinin dezavantajları şu an çok gibi görünüyor ama birkaç sene sonra ortadaki sorunların çözüleceğini ve teknolojinin iyileştirileceğini düşünüyorum.

Ulaşım araçları bizi birbirimize kavuşturmakla kalmadı, birçok sektörün oluşmasına ve ekonominin büyümesine katkıda bulundu. Toplumlar arasındaki güçlü işbirlikleri yeni buluşların doğmasına katkı sağladı.

Bu insanoğlu tarihinde test edilmiş bir süreçtir, daha hızlı gelişmek için daha hızlı haberleşme ve ulaşım ağları kurulmalıdır. Bu teknolojilerin gelişmesine bu şekilde bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Hyperloop teknolojisi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler için yararlı bir video paylaşıyorum. Nasıl başladığından, avantaj ve dezavantajlarına kadar birçok veriyi bulabileceğiniz güzel hazırlanmış bir video.

4- YAPAY ZEKA

İnsanoğlunun geliştirmek için büyük çaba sarfettiği ve sonuçlarının iyi mi kötü mü olacağı noktasında en çok tartıştığı gelişmelerden biri yapay zeka. Yapay zekayı iyi kavrayabilmemiz için Makine öğrenmesi algoritmalarını anlamamız gerekiyor. Makine öğrenmesinin alt kategorilerinden biri olan Derin Öğrenme kavramı ile bilgisayarların birşeyleri öğrenmesini sağladık.

Makine öğrenmesi prensibi; Programlama anlayışımızı kökten değiştirdi. Klasik programlamada (if-else) komutlarını kullanarak bir mimari kurmaya çalışıyorduk. Programda karşılaşılabilecek tüm durumlara karşı baştan düşünülmüş ve tasarlanmış bir mimari yapıya ihtiyaç duyulmaktaydı. Makine öğrenmesi algoritmaları klasik programlama anlayışımızı değiştirdi. Kendi kendine ve hayal edebileceğimizin ötesinde hızlı bir şekilde öğrenenen sistemler ve yazılımlar yapmaya başladık.

Yapay zeka ile yarıştığımız alanlarda geride kaldığımızı biliyor muydunuz?

Uzun yıllardır yeryüzünde ki en zeki insanlardan sayılan satranç, go gibi oyunların birincileri artık eskisi kadar meşhur değiller. Google ekibinin geliştirdiği AlphaZero sadece 4 saatlik bir öğrenme sürecinden sonra yeryüzünün en iyi oyuncusu konumuna geldi. Bu alanda geliştirilmiş en başarılı programlardan biri olan Stockfish ile yapılan maçların kazananı makine öğrenmesi algoritmasına sahip olan AlphaZero oldu.

Öğrenme algoritmaları sadece oyun sektöründe değil birçok alanda kuralları yeniden yazmaya hazırlanıyor.

Makine öğrenmelerinde tüm mimari baştan aşağıya inşa edilmez ve binlerce hatta milyonlarca kod satırı yazmadan etkili sonuçlar elde edilebilir. İyi sonuçlar elde edebilmek için algoritmayı veri setleri ile beslememiz gerekiyor. Ne kadar çok veri ile besleyebilirsek sistem kendini o kadar iyi geliştiriyor ve belli bir aşamadan sonra eğitilmesi için herhangi bir veri setine gerek duymayabiliyor.

Bu inanılmaz eşiği aşmamızdaki en büyük engel topladığımız verilerin az olmasıydı. Günümüzde bazı sorunları çözebilecek yeterli veriye sahibiz, ama daha büyük sorunları çözebilmemiz için daha çok veriye ihtiyacımız olan alanlar var. İşte burada ismine çok rastladığınız Big Data (Büyük Veri) kavramı ortaya çıkıyor. Aşağıdaki görseli yapay zeka, makine öğrenmesi ve derin öğrenme(deep learning) kavramlarının daha iyi kavrayabilmeniz için paylaşıyorum.

Makine Öğrenmesi Algoritmaları kullanarak şu ana kadar neleri başardık? Bunlardan örnekler verelim

  • Sanal Kişisel Asistan (Apple Siri, Google Asistan, Amazon Alexa)
  • Trafik ile ilgili Tahminler (Google Maps, Yandex Harita, Apple Haritalar)
  • Yüz Tanıma Sistemleri
  • Görüntü işleme ile Sürücüsüz Araçların hayatımıza girmesi
  • Ses tanıma işlemleri (Sesin yazıya dönüştürülmesi)
  • Spam mailleri ayıklama, kötü amaçlı yazılımları bumak ve sistemi korumak
  • Arama Motorlarının daha iyi sonuçlar üretmesine yardımcı olmak
  • E-ticaret sitelerinde karşılaşabileceğimiz ürün öneri sistemleri (Örn: Amazon)
  • Film, müzik, kitap vb içerikleri öneren sistemler (Örn: Netflix, Spotify)
  • Kanserin önceden belirlenmesinde (Görüntü işleme teknikleri ile)
  • Duygu Analizi (Kişi veya kitlelerin psikolojik durumlarına yönelik analizler)
  • Gelecek Tahminleri yapabilmek (Satış, stok, hava durumu, insan davranışları vb.)

Evet hayatımızı olumlu yönde etkileyecek uygulamalar, servisler ortaya çıkmaya başladı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken yıkıcı teknolojiler birçok sektörü kökünden değiştirmeye başladı. Veriye dayalı şirketler ki en güzel örneklerinden biri Uber; taksicilik alanını kökten değiştirmiş durumda. Yine veri ve veri işlemeye yönelik yatırım ve öncülük yapan firmalar Google, Facebook, Apple, Amazon, Alibaba gibi firmalar geleceğin yıkılmaz kaleleri olma noktasında iddialılar.

Yapay Zeka İnsanoğlunun Binlerce Yıllık Bilgi Birikimini Kökten Değiştirecek ve Geleceğimizi Bizim Öngöremediğimiz Biçimde Şekillendirecek.

Geleceğimiz şirketlerin, ülkelerin bu verileri ve bu teknolojileri nasıl kullanacağına bağlı. İnsanları kontrol altında tutmak, öldürmek, sömürmek için robotlar ve gelişmiş sistemler kurulabileceği gibi, yeryüzünün iklim değişikliği sorunlarının çözülmesi, akıllı şehirlerin kurulması, insanoğlunun enerji, besin ve hammadde paylaşımından doğan sorunların önlenmesinde de kullanılabilir.

Benim temennim insanoğlunun bu araçla yeryüzünde ki sorunlarını çözüp, farklı gezegenlere ve yaşam alanlarına doğru yeni maceralara kendini adamasıdır.

5- UZAY YOLCULUĞU

İnsanoğlunun varoluşundan beri peşinde olduğu tutku. Gökyüzü, yıldızlar, gezegenler tarih boyunca insanoğlunun hep ilgisini çekmiştir. İnançlarımızı, yaşam biçimlerimizi, kendimizi aşma çabalarımızı hep etkilemiştir. Bu tutkunun peşinden giden birçok bilim adamı fizikçi dünyayı değiştirecek yeni gelişmeler ortaya koymuşlardır.

Merak duygumuz bizi uçaklar yapmaya, atmosferin dışına çıkabilecek jetler yapmaya, başka gezegenleri keşfetmek, anlamak hatta bizi oralara götürecek gelişmiş uzay araçları yapmaya sürükledi. Son yıllarda bu süreci hızlandıracak çok önemli bir gelişme yaşandı. Spacex firması Falcon ismini verdikleri yeniden kullanılabilir roketler geliştirdiler. Uzay seyahatleri ve uzay taşımacılığında ki en büyük problemlerden biri uzay araçlarının üretim maliyetleriydi. Tek sefer kullanılabilen eski uzay araçları ile uzay programları yıllarca ertelenebiliyordu. Elon Musk Falcon roketlerindeki başarısı ile bunu tersine çevirmeyi başardı.

2050 Yılında 1 Milyon İnsan MARS’ta Olabilir.

Yeniden kullanılabilir roketlerin geliştirilmesiyle, Dünya-Mars arası trafik artış gösterebilir. Bu alanda sadece Elon Musk değil, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos Blue Origin girişimi ile Richard Branson Virgin Galactic ile , Boeing ve Nasa gibi kurumlarda geliştirdikleri yeni teknolojiler ile oyunun içerisindeler.

Amaç uzay taşımacılığı maliyetlerini düşürmek, uzay turizmini başlatabilmek, farklı gezegenlerde koloniler kurabilmek.

İnsanoğlunun Mars’a gidebilmesi ya da başka gezegenlerde hayat sürebilmesi için farklı disiplinlerdeki binlerce insan bir arada çalışıyor. Biyolojiden, kimyaya, fizikten, matematiğe, psikolojiden, mühendisliğe ve daha birçok alanda uzmanlaşmış kadrolar bu hedefe ulaşmak için işbirliği yapmaktadırlar.

Elon Musk bu kadar insanı belli bir hedef için yanında toplayabildiği, tüm bu maliyetleri karşılayabilecek finansal kaynakları yaratabildiği, diğer insanlarıda buna inandırabilecek başarılar ortaya koyduğu için adını altın harflerle tarihe yazdırmış durumda.

Uzay araştırmaları için yaptığımız çalışmaların sonucunda ne kazanımlar elde ettik?

  • Yeni iş imkanları sağladık, yeni çalışma alanları oluşturduk (Moleküler biyoloji, Organik Kimya, Kuantum Fiziği gibi)
  • Organik tarım metodlarının geliştirilmesi (Az enerji kullanarak verimli tarım ürünleri elde etmek)
  • Yüksek sıcaklıklara, basınca ve radyasyona dayalı giysiler geliştirebilmek. Arama kurtarma ekipleri ve itfaiyeciler için kullanılabilir.
  • Dünya yörüngesine yerleştirdiğimiz uydular ile anlık haberleşme, konum takibi gibi teknolojilerin gelişmiş olması
  • Göktaşı çarpmalarına karşı önlem alabilecek olmamız
  • Doğal Afetlerin Uzaydan Gözlemlenebilir olması
  • Güneş Enerji Panellerinin Geliştirilmesi
  • Geliştirilen metal alaşımların sağlık sektöründe kullanımlası
  • Su arıtma teknolojisinin gelişmesi. Yeryüzünde tüm insanların temiz suya ulaşabilmesi için önemli bir gelişme

Sonuç olarak insanoğlunun hayal gücü inanılmaz. Merak duygumuz ve hayallerimiz bizi 2050 yılına kadar başka gezegenleri görebilmek ve oralarda yaşayabilmek deneyimini yaşatacak gibi görünüyor. Uzun yıllardır bu alanda öğrendiklerimiz ve deneyimlerimizle yeni ufuklara yelken açmak üzereyiz. Tarih yazacağımız yeni alanlardan biri olacağı kesin.

6- ROBOTİK PROTEZ

Doğuştan belli uzuvlarınızın olmadığını ya da herhangi bir kaza sonucu uzuvlarınızdan bir veya birkaçını kaybetmiş olduğunuzu hayal edin. Bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri. İnsanı tüm sosyal çevresinden koparan, günlük ihtiyaçlarını giderebilmesi ve hayatta kalabilmesi için başkalarına muhtaç bırakan dehşet verici bir süreç.

Günümüz teknolojilerinin çözüm aradığı ve geri dönüşleri iyi olan robotik protezler bu sorunu kökten çözmeye hazır. Temel olarak tanımlarsak beyin sinir sistemi ile etkileşimli olan sentetik uzuvlar diyebiliriz.

Bu alandaki araştırmalar hızlı bir şekilde ilerliyor ve insanoğlunun kendi kendini evrimleştirmesinin kapılarını aralıyor. Sayborg kavramı hayatımıza çoktan girdi ve diğer teknolojilerle entegre olacak şekilde gelişimini sürdürmekte.

Elon Musk, insanoğlunun yapay zekaya karşı direnebilmesi için sayborg haline gelmesi gerektiğini düşünüyor.

Uzayın derinliklerine gitmek, yeni gezegenlerde koloniler kurmak ve hayatta kalabilmemiz için böyle bir dönüşümün gerçekleşeceğini düşünenlerdenim. Biyolojik kısıtlamalarımızla yapabileceklerimiz sınırlı. Bunu aşmanın yollarından biri yapay zeka entegreli bir sayborg haline gelmek. Yapay zeka ile ilgili gelişmeleri durdurabilecek noktayı çoktan geçtik, insanoğlu için tehdit olabilecek bir gücü insan entegreli bir yapıya nasıl çevirebiliriz bunun üzerine teoriler var.

En kötü senaryolardan biri; bu tarz teknolojilerin insan vücuduna entegre edilme maliyetlerinin yüksek olması ve ileride ultra-zengin elit bir kitlenin bu teknolojilere sahip olabilmesi. Bu teknolojik güçlere sahip elit bir kitlenin ölümsüzlüğü ya da uzun yaşaması demektir ki köleliğin başka bir boyutu ile insanoğlu tanışmış olacak.

Evet ortada çok fazla iyi ve kötü teori var. Diğer tüm teknolojilerde olduğu gibi insanoğlu kendi seçimleri ile bu sürecin nasıl olacağını şekillendirecek gibi gözüküyor.

Bu alanda uzman MIT de çalışmalar sürdürüen professör olan Hugh Herr’in Ted konuşması gelişmeler ile ilgili daha fazla fikir edinmenizi sağlayabilir.

7- NANO TEKNOLOJİ

Nanoteknoloji, tıbbi tedavi yöntemlerinden, eczacılığa, elektronik endüstrisinden, moda ve tasarıma birçok alanda etkili olabilecek güçlü bir teknolojidir. Nanoteknoloji materyallerin atomlarının ve moleküllerinin üzerinde makro ölçekte değişiklik yapılabilmesini sağlar. Bu değişiklikler ile materyaller daha sağlam, dayanıklı ve verimli bi forma dönüştürülmeye çalışılır.

Nanoteknolojinin hangi alanlarda kullanıyor gelin bakalım;

  • Su arıtmasını iyileştirmek için filtreler yapılabilmektedir
  • Kalp yetmezliğini önlemek için kalp pilinin icat edilmesinde yararlanılmıştır
  • Gıdalara eklenebilecek nano partiküller ile meyve ve sebzelerin ömürleri uzatılmıştır
  • Hareketlerimizden enerji üretebilecek, güneş enerjisini depolayabilecek, darbelere karşı dayanıklı, sensörler ile sağlık durumumuzu kayıt altında tutan kumaşlar üretilebilmektedir
  • Çizilmeye dayanıklı, kızılötesi ışınlara karşı dayanıklı, ekran camları üretilebilmektedir.
  • Sürtünmeyi azaltacak nano partiküler maddelerle, otomotiv sektöründe birçok parçada verimliliği arttırmaktadır.
  • Özellikle yeni nesil verimli pillerin üretilmesinde nanoteknoloji kullanılmaktadır.

Bunların dışında, cilt bakım setlerinden, kendi kendine silinebilen boyalara, daha hafif uzay araçlarından, geri dönüşüme uygun hammadde üretilmesine kadar birçok alanda fayda sağlayacak nanoteknolojiler diğer tüm teknolojiler gibi birçok alanda hayatımıza girmiş durumdalar ve önümüzdeki on yıllarda daha da etkili olabileceklerini söyleyebiliriz.

8- ONLİNE EĞİTİM

Günümüz eğitim sistemi ne kadar verimli? Dünya çapında ne kadar öğrenci iyi bir eğitime sahip olabiliyor? Okullarda ki hocaların yeterliliği nasıl? Günümüz dünyasında maalesef iyi eğitime ulaşabilenlerin sayısı yüzdelik olarak çok ama çok az. Online eğitimle başlayan eğitimdeki teknolojik gelişmeler ileride nasıl bir hal alacak? Eğitimin geleceğinde bizi neler bekliyor?

Öğrencilerime asla öğretmem, sadece öğrenebilecekleri koşulları sağlamaya çalışırım

Albert EINSTEIN

Gelecekte eğitimler Sanal gerçeklik ortamlarında yapılacak gibi görünüyor. İnteraktif eğitimin öğrenim istatistiklerini arttırdığı bir gerçek. Sanal gerçeklik ortamlarında öğrenmek istediğiniz konular etkileşimli olarak size sunulabilecek. Tarih dersini alırken savaşların ve önemli olayların canlandırıldığı ortamlara girebilir, kimya derslerinde deneylerinizi arkadaşlarınızla birlikte laboratuvar ortamında yapabilirsiniz. Coğrafya derslerinde gezegenin yeryüzü özelliklerinden, dünya dışı yolculuklara kadar birçok deneyimi yaşayabilirsiniz. Geliştirilecek dokunma, tatma ve koklama sensörleri ile deneyimlediğiniz öğrenim sürecini unutulmaz kılabileceksiniz.

Tüm öğrenim hayatınız boyunca size eşlik edecek öğretmeniniz sizin arzu ettiğiniz şekilde olabilecek. Yapay zeka entegreli özel öğretmenleriniz sizden topladığı verilerle size uygun çalışma dosyaları hazırlayacak, tamamen size özel bir öğrenme programı uygulayacak, öğrenim kalitenizin artmasına yardımcı olacak. Diğer teknolojilerin geliştiğini ve vücudunuza entegre olmuş çipleri düşünürsek, eğitiminiz birkaç güncelleme ile en üst seviyeye çıkmış olabilecek.

Sanal gerçeklik ortamında alınan eğitimin ne kadar faydalı olabileceğini yukarıda ki videodan izleyebilirsiniz. Bu konu üzerinde çalışan ve bu deneyimi hızlandırmaya çalışan kurumlardan biri de Google.

Google bu konuda uygulamalar ve içerikler üretmeye başlamış durumda. Online eğitim platformları ile entegreli şekilde bütün okullarda aktif şekilde var olmak istiyor. Youtube gibi devasa bir video kütüphanesini sanal gerçeklik eğitimine entegre edecek şekilde geliştiriyor. Şu anda ücretsiz olarak birçok alanda farklı Sanal gerçeklik videoları üretilmiş durumda. Mühendislikten, astronomiye, kimya alanından biyolojiye, coğrafya ve tarih alanlarına kadar birçok videoyu ücretsiz olarak sanal gözlüklerinizle izleyebilirsiniz.

Sonuç olarak eğitim hayatı online ortama kaymış durumda ve Google, Facebook gibi güçlü şirketler pastanın büyük kısmına sahip olabilmek için teknolojik altyapı için ciddi yatırımlar yapmakta. 2050 yılına kalmadan tüm eğitim hayatı online ortama taşınacak gibi görünüyor.


Bu içeriği oluştururken ilham aldığım videoyu paylaşıyorum.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir