Bilimin Temeli: Merak Duygusu

Sinema tarihinin en önemli uzay filmlerinden biri şüphesiz ki Stanley Kubrick imzalı 2001: Space Odysses ( 2001: Bir Uzay Destanı ) dir. 1968 Yapımlı bu başyapıt, bilim, teknoloji ve tasarım öğelerini bolca barındırmaktadır. Film insanların ataları olarak kabul edilen maymun-insanların 4 milyon yıl önceki hayatta kalma mücadelesi ile başlar. Kendini korumaktan aciz, su, barınma ve beslenme ihtiyaçlarını zor karşılamaya çalışan maymun-insanlar müthiş bir anlatımla gözler önüne serilir.

Dünya dışı varlıkların gönderildiğine inanılan siyah bir anıt küçük bir maymun-insan grubunun bulunduğu noktaya düşer ve çekinerek, korkarakta olsa bu gizemli siyah taşa dokunan grubun kaderi bir anda değişir. Ölmüş hayvanların kemiklerini bir araç olarak kullanmayı başaran bu grup, bir anda bulunduğu bölgenin hakimi olmayı başarır. Maymun-insan grubu için küçük, onların gelişimleri için büyük bir adım atılmış olur. Etrafındakileri kullanabilen, yeni araçlar geliştirebilen insanoğlu yeryüzünün efendisi konumuna gelmiştir.

Filmin bundan sonraki süreci, insanoğlunun gelişmişliğine atıfta bulunacak sahneler içerir. İnsanoğlu uzay yolculukları yapabilecek yeni bir çağa girmiştir. Bu süreçte Ay’da çok önemli bir buluş gerçekleşir. 4 milyon önce yeryüzüne gönderilen siyah taş Ay’da da bulunmuştur. Taşı incelemeye giden araştırmacılar güçlü bir sinyale maruz kalırlar ve aynı sinyalin Jüpiter’den geldiğini farkederler. Bu sinyaller merak duygusunu daha da arttırır ve yıllardır insanoğlunun peşinde olduğu o büyük sorunun cevabı için Jüpiter’e uzay aracı gönderilir.

Bu evrende yalnız mıyız? Bizim dışımızda bir yaşam formu var mı? Daha gelişmiş bir medeniyet bizimle iletişime geçmiş olabilir mi?

İnsanoğlunun bilimsel gelişmelerinin temelinde de bu sorular yatmaktadır. Etrafımızı keşfetmek, doğanın yasalarını kavramak, nereden gelip nereye gittiğimizi anlamaya çalışmak için buluşlar yapmışız, deneyler gerçekletirmişiz. Yeryüzündeki egemenliğimizi pekiştirmek için adımlar atmış, süper teknolojik araçlar geliştirerek sınırlarımızın ötesine ulaşabilmek için çabalamışız.

Tarihe Damga Vurmuş Meraklı Bilim İnsaları

Tarih boyunca bilim alanında iz bırakmış insanlar bu gelişmenin en büyük öncüleri olmuşlardır. Bu yazımda, fizik yasalarının keşfedilmesinden, suyun kaldırma kuvvetine, kablosuz iletişimi sağlayan sistemlerden, kuantum yasalarına kadar birçok alanda iz bırakan bilim insanı ve onların hikayelerini aktarmaya çalışacağım.

-Aristoteles (m.ö 384 – m.ö 322)

Aristoteles fizik, biyoloji, gök bilimi, mantık, felsefe, siyaset bilimi, zooloji gibi birçok alanda fikir üretmiş, eser vermiş tarihin en önemli düşünürlerinden biridir. Platon’un en başarılı öğrencilerinden biri olan Aristoteles, döneminin bütün bilim alanları ile ilgilenmiş, özellikle farklı bilim alanlarını sınıflandırmaya ve onları bir sistem içerisine oturtmaya çalışmıştır.

Bu süreçte hocası Platon ile fikir ayrılıkları yaşamış, özellike siyaset bilimi ile ilgili farklı çalışmalar ortaya koymuştur. Platon kusursuz ve ebedi bir devlet teorisini geliştirmeye çalışırken, Aristoteles mevcut olan devlet yönetim şekillerini incelemiş ve mevcut olanların en iyisini bulmaya çalışmıştır. Büyük İskender’in hocalığını yapan Aristoteles, kendi döneminde ve sonrasında birçok insanı etkilemiş, insanları düşünmeye, merak duygusunun peşinden gitmeye, bilim çalışmaları yapmaya teşvik etmiştir.

-Isaac Newton (1643-1727)

Isaac Newton, evrensel kütle çekimi ve hareketin 3 kanununu ortaya koyarak fizik dünyasına 300 yıllık bir egemenlik kurmuştur. İlk yansıtmalı teleskobu geliştiren Newton, prizmaya tuttuğu beyaz ışığın farklı renklerden oluştuğunu göstererek bir renk kuramı oluşturmuştur. İleri matematik hesaplamalarında çok önemli yere sahip olan diferansiyel ve integral hesaplama yöntemlerinin temellerini atmıştır.

1999 yılında dünyanın önde gelen 100 fizikçisinin oylamaları ile Albert Einstein’dan sonra dünya tarihinin en önemli 2. fizikçisi seçilmiştir. Özellikle matematik kuramlarının geliştirilmesine çok katkısı olmuştur. Newton’un nesnelerin hareketlerini anlamak, ışığın dalga boyları ile ilgilenmek, dünya ve gezegenler arasında bağlantılar kuran yeni matematiksel metotlar geliştirmesinin temelinde; yaşamı ve onun kurallarını daha iyi anlayabilme merakı yatmaktadır.

-Galileo Galilei (1564-1642)

Modern bilimin doğuşunda çok önemli bir yere sahip olan Galileo, babasının ısrarla tıp eğitimini almasını istemesine rağmen, felsefe ve matematiğe olan ilgisinden dolayı matematik profesörü olmuştur. Kendi geliştirdiği teleskoplar ile gökyüzünü daha iyi gözlemlemeye ve anlamaya başlamıştır. Gökyüzü ile ilgili yapmış olduğu çalışmalarını 1610 yılında “Yıldız Habercisi” adlı kitapta yayınlamış, güneşteki lekeleri, Jüpiterin uydularını, Ayın yüzeyi ile ilgili birçok önemli bilgiyi ortaya çıkarmıştır.

Özellikle havasız bir ortamda tüm cisimlerin aynı anda yere düşeceğini ileri süren Galileo’nun söylemi ilerleyen yıllarda vakum ile gerçekleştirilen deneylerde kanıtlanmıştır. Büyük bir merak duygusu ile gök biliminde yapmış olduğu çalışmalar dini otoritelerin baskılarına rağmen devam etmiş ve insanlık için büyük bir miras bırakmıştır.

Dünyada herşey için; medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir

Mustafa Kemal Atatürk

-Leonardo Da Vinci (1452-1519)

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri olarak kabul edilen Leonardo Da Vinci, Rönesans sanatını doruğa ulaştırmayı başarmıştır. İnsanlık tarihinin en önemli mucitlerinden biridir. Mühendislik ve mimarlık alanında yapmış olduğu çalışmalar zamanının çok ötesindedir.

İnsan anatomisine ayrı bir ilgisi olan Leonardo Da Vinci, insan yapısını anlamak, çalışma prensiplerini kavrayabilmek için kadavraları gözlemlemiştir. Kemikler, kaslar, insanı oluşturan organların çizimlerini yapmış, nasıl çalıştığına dair bilgiler derlemiştir. Çok zeki olmasının yanında çevresine ve insan anatomisine olan müthiş merakı döneminin en önemli çalışmalarını yapmasına vesile olmuştur.

-Arşimet (M.ö288 – m.ö212)

Hidrostatiğin ve mekaniğin temelini atan Arşimet, suyun kaldırma kuvvetini bulması ile bilime büyük bir katkı sağlamıştır. Teorik matematiğe çok önem vermiş, eğri yüzeylerin alanlarını bulmak için yöntemler geliştirmiştir. Daha sonra diferansiyel denklemler ve integral hesaplamalarının bulunması için çok önemli bir temel atmıştır.

-Charles Darwin (1809 – 1882)

Biyoloji biliminin en ünlü ismi olan Charles Darwin, 1859 yılında “Türlerin Kökeni” kitabı ile teorilerini kanıtları ile birlikte yayınlamıştır. Doğada doğal seleksiyon olduğunu, insan dahil tüm canlı türlerinin evrimleştiğini ileri sürmüştür. Yapmış olduğu geziler, toplamış olduğu veriler ışığında, türlerin var olmasının çevre şartlarına bağlı olduğunu kanıtları ile göstermiştir.

Biyoloji alanındaki çalışmaları ile insanoğlunun nasıl var olduğuna dair somut bir teori ortaya koymuştur. İnsanoğlunun dünyaya, canlılara ve evrende nasıl var olduğuna dair bir bakış açısı ortaya koyan Darwin’in çalışmaları günümüzde geliştirilmekte olup, hala çok tartışılmaktadır.

-Richard Feynman (1918-1988)

20. yüzyılın en önemli Nobel ödüllü fizikçilerinden biri olan Feynman, yüksek IQ su ve müthiş merakı ile çok kısa zamanda kendini geliştirip genç yaşta doktorasını yapmıştır. Genç yaşta katıldığı Manhattan projesi ile, Nazilere karşı atom bombası geliştirmek için ülkesine katkıda bulunmuştur. Atom bombalarının kullanılmasına karşı olan Feynman, bombanın Japonlara kullanılmasından sonra devlet için yapılan çalışmalara katılmamıştır.

Teorik fizik ve atom altı parçacıklar ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar ile fiziğe büyük katkıları olmuştur. Atomaltı parçacıkların karmaşık yapısını basit bi şekilde gösterebilmek için “Feynman Çizelgeleri” ni geliştirmiştir. Kuantum elektrodinamiği konusunda yapmış olduğu çalışmalar ile Nobel Fizik ödülüne layık görülmüştür. Tüm bu başarılarının yanısıra çok iyi bir anlatıcı olan Feynman, çevresini ve doğayı anlamaya olan merakını hep dile getirmiş bir bilim adamıdır.

-Nikola Tesla (1856 – 1943)

Gelmiş geçmiş en büyük mucitlerden biri olarak kabul edilen Nikola Tesla; Gprs sisteminin, uzaktan kumandalı tüm sistemlerin, uzay teknolojileri ve uzaktan iletişim sistemlerinin temelini atmıştır. Nikola Tesla, radyo, ses ve elektromanyetik dalgalarının kablosuz iletimini sağlayan sistemler kurmuş Londra fuarını kablosuz olarak aydınlatmıştır. İlk radyo aktarma kulesini kuran Tesla, uzaktan kumanda sistemini bir araca uygulayan ilk kişidir.

-Marie Curie (1867-1934)

Tarihte ilk defa 2 Nobel ödülüne sahip olan ilk kişi olan Marie Curie, fizik ve kimya alanındaki buluşları ile bilime büyük katkıları olmuştur. Radyoaktivite alanındaki çalışmaları ile polonyum ve radyumun keşfini başarmıştır.

Çalıştığı alan olan radyoaktivite ve çalışma ortamından dolayı uzun süre radyasyona maruz kalan Curie, 1934 yılında hayatını kaybetmiştir. “İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun ” sözü ile düşünmeye, fikir üretmeye, meraklı olmaya değinmiştir.

-Albert Einstein (1879 – 1955)

Bilim tarihinin gelmiş geçmiş en büyük Fizikçisi. 20. yüzyılda insanoğluna en büyük katkıyı yapan bilim adamlarından biri olan Einstein, geliştirmiş olduğu teoriler ile evrenle ilgili bildiğimiz herşeyi kökten değiştirmiştir. Isaac Newton’un kütle çekim kuramını geliştirerek, zamanı da bir boyut olarak devreye sokmuş ve uzay-zaman kavramını ortaya çıkarmıştır.

Bu bakış açısı yüzyıllardır evreni yanlış anladığımızı göstermiştir. Genel görelilik kuramı ile gezegenlerin birbirlerini nasıl çektiklerini, uzay ve zaman arasında nasıl bir ilişki olduğunu etkileyici şekilde açıklamıştır. Zaman, ışık hızı, kara delikler, kuantum fiziği ile ilgili birçok çalışmanın önünü açan çalışmalara imza atan Einstein, merak ve hayal gücünün onu ne kadar etkilediğini sık sık dile getirmiştir.

-James Clark Maxwell (1831-1979)

James Clerk Maxwell kendi adını taşıdığı denklemler ile birbirleriyle ilişkisi olmadığı bilinen elektrik ve manyetizmanın aslında aynı şeyler olduğunu ispatlamıştır. Bu denklemler ile birlikte klasik denklemler ve yasalar birleştirilmiş; elektrik, manyetik ve optik alanlarında kullanılmıştır. Maxwell’in elektromanyetik alandaki çalışmaları, “fizikteki ikinci büyük birleşme” (birincisi Isaac Newton tarafından gerçekleştirilmiştir) olarak isimlendirilir.

Fizikteki en önemli gelişmelerden biri olarak kabul edilen elektrik kuvveti ile manyetik kuvvetin birleştirildiği elektromanyetizma modeli, modern fiziğe çok büyük katkı sağlamış bir gelişmedir. Maxwell’in bilime katkıları Isaac Newton ve Albert Einstein’ın yapmış olduğu katkılara eşdeğer görülür.

-Niels Bohr (1885-1962)

Niels Bohr kuantum fiziğinin gelişimine 50 yıl katkıda bulunmuş Nobel ödüllü bir fizikçidir. Kendi adı ile anılan atom altı parçacıkların yapısını tanımlayan kuramı ile Nobel fizik ödülüne layık görülmüştür. Klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki ilişkinin ne olabileceğine dair çalışmalar geliştirmiştir. Bohr, kuantum fiziği ile ilgili tartışmalarda parçacıkların büyük mesafeler arasında bile diğer parçacıklara bilgi transfer edebileceğini söyleyerek Einstein ile yoğun tartışmalara girmiştir ve tezleri daha sonra doğrulanmıştır.

-Alan Turing (1912-1954)

Alan Turing bazı kesimler tarafından bilgisayar biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Özellikle makinelerin ve bilgisayarların düşünme yetisine sahip olup olmadıklarını ölçümleyecek olan Turing Testini geliştirmiştir. Modern bilgisayarların temelini atan çalışmalara imza atan Turing, yapay zeka ve bilgisayar bilimleri üzerine uzun süre çalışmalarda bulunmuştur.

2. Dünya savaşında Almanların şifrelerini kıracak makinenin geliştirilmesinde büyük yere sahip olan Turing, makineler, şifreler ve yapay zeka gibi kavramlara olan merakı ile bu alanda tutkuyla çalışmış ve başarılı işler ortaya koymuştur.

-Stephen Hawking (1942-2018)

Yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından birine imza atan Stephen Hawking, bilinen evrenin bir sonunun ve sınırının olduğunu iddaa etmiştir. Einstein’ın meşhur Genel Görelilik Kuramının başlangıcının Bing Bang (Büyük Patlama), sonunun ise karadelikler olduğunu göstermiştir.

Stephen Hawking, Görelilik Kuramı ile Kuantum Mekaniğinin birleştirilmesi gerektiğine inanıyordu. Herşeyin Teorisi dediği bu birleşmenin gerçekleşmesi halinde insanoğlunun evrenin sırlarını çözebileceğine inanıyordu. Hayatı boyunca bu teoriyi geliştirmek için çalışmalar yürütmüştür. Ölmeden önce yaptığı konuşmalarda insanoğlunu yaşanabilecek felaketlere karşı uyarmış ve insanoğlunun olabilecek en kısa sürede uzayda kolonileşmesi gerektiğini ifade etmiştir.


İnsanoğlunun önümüzdeki en büyük hedeflerinden biri Mars’a gitmek ve orada kolonileşmek. Merak dürtümüz o kadar güçlü ki, bu duygumuz sayesinde hayallerimizi gerçeğe dönüştürmeyi başarabiliyoruz. Merak ediyoruz, araştırıyoruz, öğreniyoruz, bağlantılar kuruyor ve yeni araçlar geliştiriyoruz. Sınırlarımızı aşabiliyor, yeni ufuklara gözümüzü dikebiliyoruz.

Mars’ı keşfetmek, oradan bilgi toplayabilmek, yaşam koşullarını ve doğasını anlayabilmek için 2011 yılında gönderdiğimiz robotun ismi bu duygumuzun bizim için ne kadar önemli olduğunu vurgular nitelikte.

Robotun ismi: CURIOSITY – Türkçesi: Merak


Atatürk gençlik ile ilgili sözü
Bana destek olabilirsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir